Bolonya Cocuk Kitaplari Fuari-2/ Bologna Children's Book Fair-2

BOLOGNA CHİLDREN’S BOOK FAİR 2

Bolonya Çocuk Kitapları Fuarı tüm dünyadan yayıncıların, yazar, tercüman ve illüstratörlerin odağında olan, genellikle yayın evleri arasında kitap telif sözleşmeleri yapılan, geri kalan zamanlarda ise illüstratör ve yazarların kendilerini yayınevlerine tanıtma imkanını bulduğu 4 günlük heyecanlı ve yorucu bir etkinlik. Fuara süresince aklımda kalan ve önemli bulduğum noktalara bu bölümde değinmek istiyorum. Haydi başlayalım.

İlk gün heyecandan ne yapacağını şaşırmış ben :)

İlk gün heyecandan ne yapacağını şaşırmış ben :)

2-FUAR SÜRESİNCE SİZİ BEKLEYENLER

ŞEHİR MERKEZİNE ULAŞIM:

Bolonya şehrine 31 Mart’ta, yani fuardan bir gün önce gittim. İstanbul aktarmalı ve yaklaşık 10 saat süren uçuş sonrası uzun bir “Avrupa Birliği Vatandaşı Olmayanlar” kuyruğu ile yaklaşık 40 dk. bekledikten sonunda pasaport kontrolünden geçtim. Saat 17:00 civarı konaklayacağım yere ulaştım. Konaklama çözümünüze göre yaşayacaklarınız farklılık gösterecektir. Benim ayarladığım İl Nosadillo Hostel’e ulaşmam için önce havaalanından her 10 dk. da bir kalkan otobüsleri kullanıp Merkez Tren Garı’na, ardından da hostel adresime gitmem gerekti. Havaalanından merkeze giden Aerobus Otobüs biletleri için 6 euro ile bilet alabildiğiniz otomatlar var, eğer bu otomatlardan bilet aldıysanız otobüs durağında kuyrukta beklemeden otobüse binebilirsiniz.

Hostel tren garı sonrası 20 dk yürüme mesafesinde olmasına rağmen eşyam çok olduğu için otobüs kullanmayı tercih ettim. 1.30 euro vererek şehir içi hatlardaki otobüslere binebiliyorsunuz.

Konaklayacağınız yere ulaştıktan sonra temel ihtiyaçlarınızı karşılayabilmeniz için yakın çevreyi biraz dolaşmanızı market vb. bulmanızı, otobüs duraklarını veya yakındaki faydalı noktaları (restoranlar gibi) keşfetmenizi öneririm. Bologna özellikle tarihi şehir merkezi ile sakin ve keyifli bir gün geçirebileceğiniz, çeşitli yeme-içme mekanları ile kendinizi ödüllendirebileceğiniz çok keyifli, hemen her yerin de yürüme mesafesinde olduğu bir şehir. Şehri keşfetmeniz için kendinize mutlaka zaman ayırmanızı öneririm.

FUARIN 1.,2.,3. GÜNÜ:

Sabah erkenden uyanıp, bulunduğunuz bölge ve fuara ulaşım sürelerine de bakarak hazırlıklarınızı yapmanızı öneririm. Fuar alanına tren istasyonundan 30 numaralı otobüs ile tarihi şehir merkezinden ise 28 numaralı otobüs ile ulaşım sağlamak mümkün. Benim konakladığım İl Nosadillo Hostel’den çıkıp yürümek, beklemek ve otobüsle fuar alanına ulaşmak yaklaşık 40-45 dk sürdü. Fuar girişinin sabah kalabalık olacağını ve illüstratörlere ayrılmış duvarlara işlerinizi asmak için ne kadar erken giderseniz o kadar iyi olacağını unutmayın.

Ben gittiğimde indirimli biletimi gişelerden almaya çalışmış ve kabul etmedikleri için saat 9:00 da orada olmama rağmen saat 10:00 gibi ancak içeri giriş yapabilmiştim. Yaşadığım sorunu kendi kredi kartımdan online bilet almaya çalışarak çözmeye çalışmış ancak AKBANK yurtdışından hamle yapıldığında kredi kartımı kilitlediği için başka bir yakınımın kartı üzerinden bu alışverişi yapmam gerekmişti. Bu noktada aman dikkat. Kredi kartınızın veya banka hesap kartınızın uluslararası kullanıma açık olduğundan, telefon hattınızın da yine aynı şekilde ihtiyaç duyduğunuzda yurtdışında kullanıma açık olduğundan emin olun.

Bilet işini de hallettiniz ve turnikelerden geçtiniz. Girişteki görevlilerin bazıları İngilizce bilen bazıları bilmeyen çalışanlar oluyor. Bu noktada offline kullanabileceğiniz bir translator programını telefonunuza yüklemekte fayda var. Veya illaki size İngilizce bilen bir çalışan buluyorlar. Şehir de de gençlerin çoğu İngilizce biliyor ve bir şekilde iletişim kuruluyor. Endişelenmeyin. 

Bologna Cocuk Kitapları Fuarı’nda gec kalinca lindanihan posterlerine ancak altlarda yer bulabildim… Stickerlar da asıldı ve anında bitti… seneye daha cok götüreceğim.

Bologna Cocuk Kitapları Fuarı’nda gec kalinca lindanihan posterlerine ancak altlarda yer bulabildim… Stickerlar da asıldı ve anında bitti… seneye daha cok götüreceğim.

Girer girmez diğer illüstratörlerin harıl harıl posterlerini sağa sola asmaya çalıştığını göreceksiniz. Kimsenin işini kapatmadan kendinize posterlerinizi veya kartpostallarınızı asacak yerler bulmaya çalışın. Mutlaka yanınızda bant, makas, raptiye, kalem vb. ihtiyacınız olabilecek malzemeyi getirin.

Poster asma işlemleri de bittiyse bir yorgunluk kahvesi içebilir ve fuar açılış konuşmasını dinleyebilir, fuar seçkisindeki illüstrasyonların sergisini gezebilirsiniz. Dilerseniz direkt yayınevlerinin stantlarının bulunduğu bölümlere de geçebilirsiniz. Fuar girişinde ve danışmasında fuar broşürünü bulabilirsiniz. Ayrıca Bologna Çocuk Kitapları Fuarının uygulamasını telefonunuza indirmek de günün programını görmeniz ve fuarda ihtiyacınız olacak bilgilere ulaşmanız için faydalı olacaktır.

2. gün portfolyo görüşmesi için beklediğim kuyruk. bir bu kadar da arkada bekleyen vardı…

2. gün portfolyo görüşmesi için beklediğim kuyruk. bir bu kadar da arkada bekleyen vardı…

PORTFOLYO SUNUMU YAPMAK-1:

İllustrator’s Survival Corner/İllüstratör Hayatta Kalma Köşeşi adında, bu yıl 30 numaralı alan da bulunan bölüm sadece illüstratörlere odaklı organize edilmiş. Konferanslar, atölye çalışmaları ve aynı zamanda da portfolyo sunumu yapmanıza olanak sağlıyor. Bu bölümde her sabah saat 9:00 da, o gün portfolyo sunumu için zamanı olan deneyimli illüstratörlerin veya ajans yöneticilerinin listeleri ile saatleri belirli olan atölye çalışmalarının katılımcı listeleri bulunuyor. Sabah erkenden o alana ulaşıp uzun bir kuyrukta bekleyip eğer yeterince hızlıysanız adınızı bu listelere yazdırarak gün içinde size sunulan saatte görüşmelerini yapmanız mümkün.

Ben bu alanın varlığından 1. Gün akşam yemeğinde tanıştığım arkadaşlarım sayesinde haberdar oldum. Ertesi sabah saat 9:00 da fuar alanında olmama ve yaklaşık 9:10 gibi bu alanda olmama rağmen önümde uzun illüstratör sırası çoktan oluşmuştu ve yaklaşık 1 saat beklememe rağmen önümde 3 kişi kala tüm listelerin dolduğu bilgisi verildi. Elbette asap bozucu ve sabahın ilk saatinden yorulmanıza sebep olan bir deneyim oldu. 3. Gün saat 8:30 da giriş kapısı önünde olup, saat 9:00 da kapılar açılır açılmaz depar atarak yine aynı alana koşup, 2 illüstratör ve 1 atölye çalışması listesine adımı yazdırmayı başardım. Açıkçası bir çizer olarak bunun küçük düşürücü olduğu duygusundan hala kurtulabilmiş değilim. Bu kadar zor ve kıran kırana mücadele ederek listeye adını yazdırmak durumunda kalmak cidden çok sevimsiz, ancak yine de o görüşmeleri yapmak çok değerli.

Portfolyo sunumu yapılan alan. her masada bir profesyonel illüstratörlerin portfolyolarını yorumluyor.

Portfolyo sunumu yapılan alan. her masada bir profesyonel illüstratörlerin portfolyolarını yorumluyor.

PORTFOLYO SUNUMU YAPMAK-2:

Stantları gezerken benim önceden randevum olmaması ve başta çekingenlik yapmam bir süre ne yapacağımı bilmeden dolanmama sebep oldu. 15-20 dk dolandıktan sonra kendi kendime, “Belki de seneye bu imkanı bulamazsın. Bırak utangaçlığı ve her stantta durup bu sene fuarı ilk ziyaretin olduğunu ve portfolyo görüşmeleri için nasıl bir yol izlemeni önereceklerini sor” dedim. İşe de yaradı. Normalde fuar günü bireysel görüşme randevusu veren neredeyse hiç yayınevi olmamasına rağmen, USBORNE yayınevi ile Çarşamba günü saat 14:00 de görüşme için randevu alabildim. Özetle ilk bölümde de bahsettiğim gibi eğer önceden randevunuz yok ise fuar günü asla çekinmemek, işlerini beğendiğiniz yayınevleri ile gidip görüşme talebinde bulunmak öncelikli hedefiniz olmalı. Bir editör ile görüşemeseniz bile kartvizitinizi bırakma imkanı bulabilir, editörlerin bilgilerine ulaşabilir veya not bırakabilirsiniz.

Ayrıca fuarın 3 günü boyunca yayınevleri çeşitli saat aralıklarında herkese açık portfolyo sunumları kabul etmekte. Bu sunumlarda editörler veya sanat yönetmenleri ile görüşme imkanı bulmanız mümkün. Bu görüşmeler editörlerin aradığı spesifik çizimlere uygun değil ise işleriniz çok uzun sürmeyebiliyor. Kısıtlı zamanda hızlı hızlı işlerinize bakıp ellerinde projelere uyabilecek bir anlatım diliniz olup olmadığına bakıyorlar genellikle. Portfolyosunu açar açmaz “üzgünüm işlerin bize hiç uygun değil!” gibi direkt yanıtlar alan kişiler de gördüm bu fuarda. Hiç üzülmeden bir başka yayınevinin standına gitmek ve tekrar denemek gerekiyor. Asla pes etmemek bu işin olmazsa olmaz kuralı.

TEMEL İHTİYAÇLAR:

Fuar alanı yemek-içmek ve tuvalet olanakları adına maalesef çok yetersiz. Stanttan standa koştururken hızlıca bir şeyler alabileceğiniz minik kafeteryalar var ancak çok uzun sıralar oluyor genellikle önlerinde. Tuvaletlerde de durum aynı. Bütün gün görüşme ayarlamak için kuyrukta beklemek yetmiyor gibi en temel ihtiyaçlar için de yine sırada beklemek gerekiyor. O yüzden gıda konusunda hazırlıklı gitmekte, mümkün olduğunca otomatları içecek vb. almak için kullanmakta fayda var. Ama ben rahat rahat dolanacağım diyorsanız o zaman durum farklı tabi.

 FUARDAN SONRA:

Fuardaki gününüzü bitirdiniz, yoruldunuz, biraz dinlendikten sonra bulunduğunuz mekandan dışarı çıkmanızı öneririm. Bolonya da herkes cafelerin bahçesinde veya restoranlarda akşamları. Sokaklar cıvıl cıvıl. Bisikletiyle veya motoruyla her yerden biri karşınıza çıkıyor. Eski olduğu kadar yaşayan da bir şehir. Ben 3 akşam da yeni tanıştığım insanlar ile bol sohbetli ve eğlenceli akşam yemekleri geçirdim. Şehri gezme imkanı buldum. Maalesef yorgunluktan gerektiği kadar gezemedim ancak kesinlikle şehirdeki parklar, kitapçılar ve özellikle şehir kütüphanesi için ayrıca zaman ayırmak gerekiyor. Seneye ekstra zaman ayırıp yapılması gerekenler listem çok hazır.

Bolonya Çocuk Kitapları Fuarında aynı zamanda ülkelerin stantları da oluyor; örneğin Türkiye standında tanıdık yüzlerle karşılaşmak mümkün. Diğer stantlarda ise yepyeni insanlarla tanışmak, yayınevlerinin çeşitli yayınlarını ve ne tür çizerlerle çalıştıklarını görmek, tüm o kitapları inceleme fırsatını bulmak insanın ufkunu açıyor. 3 gün geçirerek daha yolun ne kadar basında olduğumu anlamak adına çok değerli bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Güneşe Şarkılar Kitabı ve Tasarım Süreci

      “Elinizdeki bu kitapta, piyano eşlikli on çocuk şarkısı yer almaktadır. Her şarkının, bir ortaya çıkış hikayesi var. Farklı zamanlarda, farklı nedenlerle yazıldılar. Birbirlerinden farklı olmalarının nedeni bu. Ancak her birine hayat verecek olan tek şey var. Çocukların sesleri…”

Sevgili Sevan Nart kitabının önsözünde böyle anlatıyor kitabını. Kitabın bir de baskıya hazırlanma süreci var. O kısmı da ben sizlere anlatacağım.

Sevan Hanım internet üzerinden bana ulaşmış, işlerimi inceledikten sonra birlikte çalışma kararı almıştı. Kitap fikri çok güzeldi ve ben de bu projede yer almak istedim. Koşullarımızda anlaştıktan sonra başladık çalışmalara.

Kapak tasarımında olması gereken kriterler; neşeli, canlı, renkli, güneş ve gökkuşağının çocuklar ve notalar ile birleştirilmesi idi. Önce tüm karakterler ve sayfa düzeninin eskiz çalışmalarını Sevan Hanım ile paylaşarak başladım çalışmaya. Çok sevdiğim (hatta aşık olduğum) için başta suluboya ile ana karakterlerimi renklendirdim. Aşağıda göreceğiniz gibi, ilk karakterlerimiz 8-10 yaş arası çocuklar gibi görünmekte ve kimi mikrofonla şarkı söylerken kimi de bir müzik aleti çalarken, farklı pozlarda resmedilmişti.

Suluboya ile çalıştığım ilk çizimler.

Suluboya ile çalıştığım ilk çizimler.

İlk tur resimlemenin ardından müzik aletleri, özellikle mikrofonun kaldırılması talep edildi. Yine suluboya çalışarak güncel karakter resimlemelerini gerçekleştirdim.

Suluboya ile çalıştığım 2. çizimler

Suluboya ile çalıştığım 2. çizimler

Sevan Hanım’ın daha çocuksu karakterler ile ilerleme kararı sonrası suluboyadan vazgeçip dijital çalışmaya karar verdim. Daha çocuksu karakterler için onay alınca kapak düzenlemesine geçtim. Gerekli bilgiler, tahmini sayfa sayısı ile ortaya çıkan kitap sırt kalınlığı vb. detayları alarak kitap kapağını ve CD üzerine alınacak tasarımın baskı dosyalarını oluşturdum.

3. karakter deneme eskizleri

3. karakter deneme eskizleri

Geçtiğimiz günlerde kitabın basılı halini elimde gördüğümde ise çok duygulandım. Bugüne kadar çalıştığım firmalarda ve projelerde çok fazla işi baskıya göndermiş ve hiçbirinde bu kadar etkilenmemiştim. Ancak müzisyen bir annenin çocuğuna ithafen hazırladığı bu bireysel projenin yüzünü oluşturmak ve onca emeğin sonunda hayat bulduğunu görmek beklemediğim şekilde duygulandırdı beni.

20180130_122330.jpg

 

Sevan Hanım’a bana olan güveni için tekrar teşekkür etmek istiyorum. Kendisi ile ayrıca bireysel olarak yayınevi bulma sürecini, baskı öncesi ve sonrasındaki süreçle ilgili deneyimlerini, bugüne kadar baskısı gerçekleşen diğer kitaplarının serüvenini röportaj tadında sizlerle paylaşacağım.

Bir sonraki paylaşıma kadar keyifli günler dilerim…

INKTOBER 2017/ KENDİNE MEYDAN OKU!- CHALLENGE YOURSELF!

INKTOBER 2017

KENDİNE MEYDAN OKU! / CHALLENGE YOURSELF!

Yeni iş gelmiyorsa ve fikir bulmakta zorlanıyorsanız, kendi projenizi geliştirmenin öneminden bahsetmiştim. Bu gün kendi projelerinizi oluşturmanıza yardımcı olacak, süreli veya adetli çalışmanızı sağlayacak meydan okumalar yani “challange” lar var. #365daysproject , #100patterns ,#52weeksproject, #drawingdaily  aklıma ilk gelen örnekler. Bu kadar çeşitliliğin içinde beni motive eden ve çalışmamı sağlayan ise INKTOBER adlı meydan okuma.

Inktober; 2009 yılında ilüstratör Jake Parker’ın mürekkep ile çizim tekniğini geliştirebilmek için 1 ay boyunca her gün 1 adet çizim yapmaya karar vermesi ve çalışmalarını sosyal medyada paylaşması ile oluşmuş bir proje. Bu gün tüm dünyadan başta ilüstratör, sanatçı ve tasarımcılar olmak üzere herkesin Ekim ayı boyunca katıldığı ve çizimlerini sosyal medyada paylaştığı bir etkinliğe dönüşmüş durumda.

Her gün 1 adet çizimin nesi zor olabilir ki diyebilirsiniz. İnktober 2016 da güzel malzemeler alıp, sadece bu projede kullanacağım bir defter de yapıp çizimlere başlamıştım. Verilen standart listeyi takip edecektim ancak bir süre sonra listeye rağmen fikir bulamaz oldum. Çizimleri tamamlayamadım. Sonrasında da o güzel defteri elime bile almak istemedim, çünkü zamanı iyi kullanamamış ve başarısızlık düşüncesi ile hiçbir şey yapmamayı tercih etmiştim. İşte bu yüzden bu tür projeler zorlayıcı, tamamladığınızda ise kendinizle gurur duymanızı sağlayacak kişisel meydan okumalar.

İnktober 2017 de ise 31 günü tamamlamayı başardım ve bana bir projemde çok yardımcı oldu. Fikir ve metin  olarak hazırlamakta olduğum Veysel The Blind Ninja kitabımda, birlikte yaşadığım kedilerin hikayelerini çizerek anlatmaya odaklandığım bir dönemde,  inktober 2017 konu başlıklarını Veysel ve Piaf’ın karakterleri ile çizmeye çalıştım. Böylece karakter tasarım sürecini netleştirmiş oldum. Kitap çizim sürecine geçtiğim bu günlerde Veysel ve Piaf karakterleri neye benzemeli diye düşünmeyeceğim artık. Bu yıl yaptığım inktober çizimlerini merak ediyorsanız yukardaki videodan izleyebilirsiniz.

Peki sizler neler yaptınız? #lindanihan hashtag i ile instagram da arama yaparak işlerimi görebilir, ayrıca beni takip ederek sizlerin çalışmalarını görmemi sağlayabilirsiniz.

Yeni meydan okumalarla görüşmek üzere!

Lindanihan Studio! / Part2

Lindanihan Studio çalışma hayatına başlamasını anlatan Part 2 karşınızda!

“Peki, atölyeyi nasıl teslim aldığını gördük, ama içinde çalışılır hale nasılgetirdin?” derseniz cevabı aşağıdaki parağraflarda.

Dükkanı teslim aldığımızda içindeki eşyaların hepsi çıkartılmış, alt kat dahil olmak üzere tamamen boşaltılmıştı. Mutfak dolapları ve tuvalet bölümü, ayrıca cam vitrinin önüne sonradan eklenmiş ahşap raflar bırakılmıştı.

Nereden başlamam gerektiğini pek bilmeden duvarları boyamak yapılacaklar arasında ilk sırayı aldı. Uygun fiyatlı bir iç cephe boyası seçmem gerekiyordu ve ben boya almak için alternatiflerimi bilemeyerek  Bauhaus’ta buldum kendimi. 20kg Kale Professional Plastik Mat İç Cephe Boyası, yanında 1 adet büyük ve 1 adet küçük rulo fırça, teleskopik sap, 20m2 zemini örtmek için muşamba yanında boyayı kolay uygulamak için bir plastik aparat alıp eski kıyafetler ile başladım çalışmaya. Geçmişte çok duvar ve tavan boyamış olmama rağmen, tek başıma çalıştığım, tavan yüksekliğim 315cm civarında olduğu,  ister istemez 3 kat boya isteyen kirli duvarlarla boğuştuğum için sanırım 5 günde boya işini bitirebildim.

Tüm duvarların önce alçı ile düzeltilmesi ve zımparalanması, sonrasında boyanın yapılması gerekirdi, ancak tek kişilik ekip ile girişilmeyecek boyutta iş yükü getireceği için tek yaptığım duvarlardaki delikleri alçı ile kapatmak oldu. Sonrasında da boyaya devam ettim. Duvarları bitirdikten sonra yine Polisan marka mat beyaz metal ve ahşap boyası ile iç ve dış cepheden metal doğrama olan alanları ve sonunda da dayanamayarak tuvalet kısmındaki fayansları tamamen beyaza boyadım. Hala birkaç eksik alan var; büyük kalorifer peteği, boyum yetişmediği için bitiremediğim köşeler gibi.

Boyadan sonra kısa bir iç hesaplaşma sonrası, yıllardır kullanılmaktan harap olmuş ve altında yeni yaşam alanları oluşmuş zemin döşemesinden kurtulmam gerektiğine karar verdim. Yine Bauhaus’ tan yapmış olduğum planlamaya uygun olarak 3 parçada, seçtiğim gri puantiyeli çıkıntıları olan zemin döşemesini aldım. Studio da Ceren’in de desteği ile yerleştirme ve yapıştırma işlerini bitirip yepyeni bir mekan görünümünü sağlamayı başardım.

Lindanihan Studio nun şu anki en önemli sorunu olan su sorunun hala devam ettiğinden ve bu mekanın taşıma su ile ne zorluklarda ( özellikle mutfak ve tuvaletin ) temizlendiğinden hiç bahsetmek istemiyorum. Ama sonuç her aksiliğe rağmen başarı ile sonuçlandı. Gönül rahatlığı ile içinde zaman geçirdiğim bir yere dönüştü bu küçük dükkan.

Tüm çalışmalar sonrası evdeki eşyaların stüdyoya taşınması ile artık dönüşü olmayan bir yola girilmiş oldu.  Yapılacaklar listemde; 70x100cm kağıt istifleyip, üzerinde de oturabileceğim ahşap mobilya yapımı, çalışma masamın altının tamamen kapatılarak depolama alanı oluşturulması ve tekerlerinin takılarak mobilize hale getirilmesi ve tabi ki boyanması gibi minik eksiklikler var. Yapılacaklar listesindeki gelişmeleri buradan paylaşıyor olacağım. Kapanışı lindanihan studionun şu anki haline gelişini anlatan 2.bölüm videosu ile yapıyorum. Sizce farklı neler yapılabilir? Studıonun gelişmesi için fikirlerinizi yazarsanız sevinirim.

Sevgiler!

Lindanihan Studio! / Part1

Evimden yürüttüğüm işlerime ara vermiş ve tam zamanlı “Yönetici Tasarımcı” olarak çalışma girişiminde bulunmuş olmam nedeniyle bir süredir paylaşımlarda bulunamıyordum. Farklı sebepler nedeni ile 3 ay kadar süren bu serüveni sonlandırmış ve kendi projelerime odaklanmış durumdayım. (belki deneyimim ile ilgili detaylı bir paylaşımda bulunurum)

*** Geçtiğimiz ayları unutalım ve önümüze bakalım! ***

Lindanihan Studio çalışmaya başlıyor ve Lindanihan Design&Illustration olarak yepyeni bir hikaye başlıyor.

Yaklaşık bir buçuk yıldır aradığım, ancak bütçe & lokasyon olarak kriterlerime uygun örneklere bir türlü rastlayamadığım için evden yürüttüğüm çalışmalarıma artık yepyeni bir mekandan devam edeceğim.

Benden önce 6 sene boyunca seramik sanatçısı olan bir beyefendinin çalışmalarını ve eğitimlerini gerçekleştirdiği bu küçük atölye 2,5 hafta süren temizlik ve bakım çabalarım sonrası kendine gelmeye başladı.  Eşyalarımın da taşınması sonrası Lindanihan Studio’da çalışmalarıma başladım.

Lindanihan Studio da gerçekleştirilecek çalışmaların odak noktası illüstrasyon elbette, ancak farklı teknikler denemeye, linol baskı almaya, kağıt ile uğraşmaya ve tabi ki defter ciltlemeye devam edeceğim bir yer olacak burası. Ara vermek durumunda kaldığım “Veysel the Blind Ninja” ve “Experimental Dots” serisi tamamlanacak ve yeni projeler ile devam edeceğim. Aklımda özgün baskı teknikleri ile ilgili eğitimler vermek de var ancak henüz bu konuyu konuşmak için çok erken.

Ankara’da Ayrancı Mahallesi’nin sakin ve kozmopolit caddelerinden birinde mütevazi bir dükkanda yer alan Lindanihan Studio; 20+20m2, 2 katlı vitrini de olan küçük bir dükkan. İçinde mutfak alanı ve tuvaleti bulunan mekanı tam anlamıyla toparlayamamış olsam da içinde çalışılabilir hale getirdim.

Şimdilik ilk kiralama günümüzün ve atölyenin ne halde teslim alındığının hikayesini paylaşıyorum. Arkası yarın diyor ve sizlerin de benzer deneyimleri var ise paylaşmanızı rica ediyorum. Yeni çalışma alanınıza geçerken sizler ne tür zorluklar ile karşılaştınız? Yorumlarınızı bekliyorum.

Sevgiler!